Râdıyye mertebesinde kul, Rabbinden gelen her şeye razı olmayı öğrenir. Bela ile sefa, darlık ile genişlik, keder ile sürur onun nazarında aynı kapıya çıkar.
Bu hâle gelen talebe şöyle der:
"Lütfun da hoş, kahrın da hoş. Senden gelen başım üstüne."
Bu söz dilde kolaydır evladım; fakat kalpte tahakkuk etmesi büyük iştir. Çünkü insan nimet gelince razı olur, bela gelince şikâyete başlar. Râdıyye mertebesinde ise şikâyet azalır, teslimiyet derinleşir.
Bu makamda kalp artık "Neden böyle oldu?" demeyi bırakır. "Bunda Rabbimin muradı nedir?" diye bakar. İşte bu bakış, insanı fenâ kapısına yaklaştırır.
Ancak bu mertebede olanlar çoğu zaman kendi kemalleriyle meşguldür. Başkasını irşad vazifesi henüz tam açılmamış olabilir. Çünkü irşad yalnız hâl ile değil, izin ve emanet ile olur.
Editör — M.U.
www.radyomevlana.com