Evladım, bu yol tek başına yürünmez. İnsan kendi nefsini her zaman göremez. Nefs bazen ilim kisvesine girer, bazen ilham gibi konuşur, bazen rüya ile kandırır.
Mürşid talebeyi yalnız sözle eğitmez. Bazen bakışıyla, bazen susuşuyla, bazen uzaklaştırmasıyla, bazen kalpte oluşturduğu sıkıntıyla terbiye eder. Bunların hepsi ceza değildir; bazen en derin temizlik, en sessiz terbiyedir.
Zikir de her talebede aynı şekilde açılmaz. Başlangıçta dil zikri nefsi kırar. Sonra kalp zikri başlar. Daha sonra zikir nefesle akar. Bir vakit gelir, talebe zikri yaptığını sanmaz; zikir onu yapar.
Fakat burada çok önemli bir edep vardır: Talebe kendisine verilen dersi gelişi güzel başkalarıyla paylaşmaz. Çünkü zikir, yalnız kelime değildir; hâl, izin, nisbet ve ölçüdür.
Zikir sayıyla başlar, devamlılıkla derinleşir, teslimiyetle meyve verir. Çok çekmek tek başına yetmez. Zikir ahlâkı değiştirmiyorsa, kalbi yumuşatmıyorsa, nefsi küçültmüyorsa, orada eksik bir edep vardır.
Editör — M.U.
www.radyomevlana.com