M e R S i N   M e V L a N a   R a D Y o S u

~ Hakkımızda ~ Radyo Playeri ~ Radyomuza Destek Veren Firmalar ~ İletişim ~ Radyo Kodu ~

                                                                         

 
Konu Bilgileri
Konu Başlığı
bu yazıyı okumalısınız
Konudaki Cevap Sayısı
0
Sonraki
Sonraki Konu
Konuyu Açan Kişi
admin
Görüntülenme Sayısı
356
Önceki
Önceki Konu
Gönder  Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 1 Oy - 5 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
bu yazıyı okumalısınız
admin 
Administrator

Üye Bilgileri

Üye no: 1
Kayıt : Jun 2012
Rütbe : Administrators
Mesaj Sayısı : 11,649

Rep Puanlaması

Rep Ver:

Mesajlaşma Bilgileri

Mesaj: #1
bu yazıyı okumalısınız
> >>>> Bülent, avucunu açmış kendisine doğru elini uzatan adama ters
> >>>>ters baktı. Elli yaşlarında gösteren adam, görmeye alıştığı hırpani
> >>>>kıyafetli dilencilere benzemiyordu. Üzerindeki giysiler eski fakat
> >>>>temizdi. Eli yüzü temiz ve sağlıklı görünüyordu. 'Sapa sağlam adam
> >>>>gidip çalışacağına dileniyor, belki benden daha zengindir' diye
> >>>>düşündü. Zaten canı çok sıkkındı, birde sinirlenmişti.
> >>>>
> >>>>Alaycı bir ses tonuyla:
> >>>>
> >>>>- Ekmek parası mı istiyorsun ? diye sordu.
> >>>>
> >>>>- Hayır çikolata parası lazım!
> >>>>
> >>>>Bülent'in kızgınlığı şaşkınlığa döndü. Espri yeteneği olan dilencinin
> >>>>hali de başka oluyor diye düşündü.
> >>>>
> >>>>- Niye siz ekmek bulamayınca çikolata mı yiyorsunuz?
> >>>>
> >>>>- Hayır. Ekmek bulamadığımız günler genellikle bulgur pilavı yeriz,
> >>>>onu da bulamadıysak aç yatarız.
> >>>>
> >>>>Bülent adamın ciddi mi konuştuğunu yoksa dalga mı geçtiğini
> >>>>anlayamamıştı.
> >>>>
> >>>>- Bu gün karnınız doydu üstüne tatlı mı istedi canınız?
> >>>>
> >>>>- Fakirin canı mı olur ki, tatlı istesin beyim.
> >>>>
> >>>>- Bu bir kamera şakası mı yoksa sen iş bulamamış stendapçı mısın?
> >>>>
> >>>>- Hiçbiri değil. Sadece fakirim. Bugün karımın doğum günü, ona
> >>>>çikolata götürmek istiyorum.
> >>>>
> >>>>- Doğum gününde yaş pasta alınır bildiğim kadarıyla.
> >>>>
> >>>>- O bizim için değil zenginler için. Otuz yıllık evliliğimiz boyunca
> >>>>ona bir kez bile yaş pasta alamadım. Ama her doğum gününde mutlaka
> >>>>çikolata götürdüm. Çikolatayı çok sever.
> >>>>
> >>>>Adamın söyledikleri Bülent'in dikkatini çekmişti. O akşam karısıyla
> >>>>kavga etmiş, kapıyı çarpıp kendini sokağa atmıştı. Arabasına da
> >>>>binmemiş sahile kadar yürümüştü. Denizi seyretmek de onu
> >>>>rahatlatmamıştı. Oysa eskiden denizi seyrederken çok rahatlardı.
> >>>>Dalgalar sıkıntısını alıp götürürdü.
> >>>>Fakat karısının evde ağlıyor olduğunu bildiği için olsa gerek, hiçbir
> >>>>şey onu rahatlatmıyordu. Dilenciyle konuşurken biraz kafası
> >>>>dağılmıştı.
> >>>>'Acaba
> >>>>söyledikleri gerçek mi, yoksa uyduruyor mu' diye düşündü.
> >>>>
> >>>>- Cebinde bir çikolata alacak para yok mu şimdi?
> >>>>
> >>>>Bülent'in sorusu üzerine adam ceplerini boşalttı, bir nüfus
> >>>>cüzdanından başka bir şey çıkmadı.
> >>>>
> >>>>- Ben dilenci değilim. Işim yok. Günlük çalışırım, ne iş bulursam
> >>>>yaparım.
> >>>>Fakat bu gün bütün gün iş aradım, aksilik bu ya, hiçbir iş bulamadım.
> >>>>
> >>>>Bülent oturduğu bankı işaret ederek yer gösterdi.
> >>>>
> >>>>- Oturun biraz dertleşelim bari, dedi.
> >>>>
> >>>>Adam çekingen çekingen oturdu yanına.
> >>>>
> >>>>- Yokmu eşin dostun, borç alacak akraban?
> >>>>
> >>>>- Fakirin akrabaları da fakir olur beyim. Bulurlarsa kendi
> >>>>karınlarını doyururlar.
> >>>>
> >>>>- Dilenecek kadar çok mu seviyorsun karını ?
> >>>>
> >>>>- Hem de çok seviyorum. Otuz yılımı aydınlattı o benim.
> >>>>
> >>>>- Hımmmm. Aşk hemde otuz yıl süren aşk. Hayret doğrusu! Aşkın ömrü en
> >>>>fazla üç yıl diyorlar oysa. Sen otuz yıldan bahsediyorsun.
> >>>>
> >>>>
> >>>>- Evet. Geçen yıllar sevgimi azaltmadığı gibi artırdı.
> >>>>
> >>>>- Söyle o zaman nedir evlilikte mutluluğun sırrı? Söylediklerine
> >>>>bakılırsa sen mutluluğun formülünü bulmuş gibisin.
> >>>>
> >>>>- Ben ilkokulu bile bitirmedim. Öyle formül falan bilmem.
> >>>>
> >>>>- Formül dediysem kimya formülü sormuyorum canım. Bende altı yıllık
> >>>>evliyim.
> >>>>Sevdiğim kadınla evlendim, fakat mutlu değilim. Sürekli kavga ediyoruz.
> >>>>Daha
> >>>>iki saat önce kapıyı çarptım çıktım. Evimiz, arabamız, işimiz,
> >>>>gücümüz, her şeyimiz var, ama mutlu değiliz. Senin hiçbir şeyin yok,
> >>>>ama mutlusun.
> >>>>Para
> >>>>mı acaba bizi mutsuz eden?
> >>>>
> >>>>- Hiçbir şeyim yok mu? Hayır benim her şeyim var. Benim karım her eyim.
> >>>>Sevgilim, eşim, arkadaşım, hayat yoldaşım. Hayatımı paylaştığım
> >>>>insandan daha değerli ve daha önemli ne olabilir ki dünyada? Sizin
> >>>>ev, araba, iş diye her şey dediğiniz şeylerdir aslında hiçbir şey
> >>>>olan.
> >>>>
> >>>>- Öyle deme, şu kadar varlığın içinde bile karım her şeyden şikayet
> >>>>ediyor.
> >>>>Bir de fakir olsam kim bilir ne olur?
> >>>>
> >>>>- Altın tasın, kan kusana faydası yoktur beyim. Sen kadın ruhunu hiç
> >>>>anlamamışsın. Hiçbir kadın iyi bir evde oturduğu, hergün çeşit çeşit
> >>>>yiyecekler yediği için mutlu olmaz. Bir kadın, kocasının her şeyi
> >>>>olduğunu bildiğinde ancak mutlu olur.
> >>>>
> >>>>- Sizin mutluluğunuzun sırrı bumu ?
> >>>>
> >>>>- Olabilir. Ben karıma değerli şeyler alamıyorum ama ona benim için
> >>>>ne kadar değerli olduğunu hissettiriyorum. O da çok mutlu oluyor.
> >>>>
> >>>>- Bir kadına değerli olduğunu nasıl hissettirilir?
> >>>>
> >>>>- Küçük kızı severek.
> >>>>
> >>>>- Küçük kız mı ? Hangi küçük kız ?
> >>>>
> >>>>- Yaşı kaç olursa olsun her kadının içinde hiç büyümeyen bir küçük
> >>>>kız vardır. O kızı ne kadar çok sever, ne kadar çok mutu edersen, o
> >>>>kadını da o kadar mutlu edersin.
> >>>>
> >>>>- Nasıl yani ?
> >>>>
> >>>>- Küçük kız neleri sever, nelerden hoşlanır bir düşünün. Küçük kızlar
> >>>>hep beğenilmek, ilgi görmek isterler. Güzel olduklarını duymaya
> >>>>bayılırlar.
> >>>>Kendilerine prensesmiş gibi davranılmasını beklerler. Küçük kızlar
> >>>>hep prenses olmayı hayal ederler. Sürprizlerden hoşlanırlar. Biraz
> >>>>şımartılmak isterler. Sevilmek ve sevildiklerini hep duymak isterler.
> >>>>Iltifata doymaz küçük kızlar. Öyle değil mi?
> >>>>
> >>>>- Haklısın. Benim dört yaşımda bir kızım var. Adı Aylin. Her akşam
> >>>>boynuma sarılır 'babacığım beni ne kadar seviyorsun?' diye sorar.
> >>>>Giysisini değiştirdiği zaman etrafımda 'Baba güzel olmuş muyum?' diye
> >>>>sorar durur.
> >>>>Güzelsin demem de yetmez ona. ' Harikasın prenses gibi olmuşsun'
> >>>>demeliyim.
> >>>>Dünyanın en güzel kızı demeliyim.
> >>>>
> >>>>- Işte kadınlar bir ömür boyu bunu duymak isterler. Ben elli
> >>>>yaşındaki karıma böyle davranıyorum. Ömrümüz olurda seksen, doksan
> >>>>yıl da yaşarsak ben ona böyle davranmaya devam edeceğim. Ona
> >>>>'bebeğim' diye hitap ediyorum çok hoşuna gidiyor. 'Bebeğim bana bir
> >>>>çay yapar mısın?' dediğimde çay yapmak için nasıl koşturduğunu
> >>>>görmelisiniz.
> >>>>
> >>>>- Hiç kavga etmezmisiniz siz?
> >>>>
> >>>>- Kavga evliliğin tadı tuzu. Arada biz de tartışırız. Küsüp
> >>>>barışmanın tadı ayrıdır. Benim karım bir keçi kadar inatçıdır. Onunla
> >>>>barışmak için uğraşmak ayrı bir keyif verir bana.
> >>>>
> >>>>- Benim eşim çok ciddi kadındır. Hiç küçük kız havası yok onda.
> >>>>
> >>>>- Küçük kızlar büyüdükleri zaman artık sevgi, ilgi istemeye utanırlar.
> >>>>En
> >>>>ciddi yada en yaşlı kadının bile o küçük kız mutlaka vardır. Yeter ki
> >>>>sen o tatlı kızı sevindirmeyi, mutlu etmeyi bil. Ve o küçük kızı asla
> >>>>aldatma.
> >>>>Yoksa bir daha sana güvenmez ve ne yaparsan yap hep kuşkuyla bakar.
> >>>>Küçük
> >>>>kızlar hem çabuk mutlu olurlar hem de çabuk kırılırlar. Çok narindir
> >>>>onlar.
> >>>>Hoyrat elleri sevmezler. Yumuşak dokunuşları severler.
> >>>>
> >>>>- Bu tavsiyeni deneyeceğim. Fakat her zaman yapabilir miyim bilmiyorum.
> >>>>Bazen işlerim çok yoğun oluyor o zaman eve çok yorgun gidiyorum.
> >>>>
> >>>>- Bu sadece bir bahane. O küçük kızı mutlu etmek dünyanın en kolay işi.
> >>>>Çoğu
> >>>>zaman birkaç tatlı söz yeterli olur. Sen o küçük kızı mutlu ettiğinde
> >>>>karşılığını fazlasıyla alırsın. Artık o seni rahat ettirmek için
> >>>>elinden gelen gayreti gösterir. Karısı mutlu olmayan erkek mutlu
> >>>>olamaz. Mutlu olmak isteyen erkek önce hayat arkadaşını mutlu
> >>>>etmelidir. Düşünsene somurtkan, mutsuz, sürekli söylenen biriyle
> >>>>yolculuğa çıksan ne kadar mutlu olabilirsin.
> >>>>
> >>>>- Haklısın da bende bütün gün ailem için çalışıp yoruluyorum.
> >>>>
> >>>>- Yine para, yine dış sebepler. Evet para önemli ve gerekli ama
> >>>>kadınlar para için erkekleri sevmezler. Para geçici mutluluklar
> >>>>verir. Kadınlar hediye almayı severler. Paran varsa hediye al tabi.
> >>>>Ama hediyeyle mutlu olmasını bekleme. Hediyenin yanına sevgini
> >>>>katmazsan hediyenin bir anlamı yoktur. Benim hiçbir zaman çok param
> >>>>olmadı. Günlük kazandım günlük yedik.
> >>>>Bazen aç kaldığımız günler oldu. Hiçbir zaman karımın kulaklarına
> >>>>altın küpe takamadım ama her zaman aşk sözleri fısıldadım. Hiçbir
> >>>>zaman boynuna pırlanta gerdanlık alamadım ama hep öpücüklerle sevdim
> >>>>boynunu. Hiçbir zaman ona ipek elbiseler giydiremedim ama kendi
> >>>>bedenimle ipek elbise gibi yumuşacık sardım bedenini ve mutlu ettim
> >>>>onu.
> >>>>
> >>>>Adam ayağa kalktı.
> >>>>
> >>>>- Bana müsaade, artık gitmeliyim, karım merak eder. Sende git evine
> >>>>küçük kızın gönlünü al, belki o küçük kız şimdi evde ağlayıp
> >>>>duruyordur.
> >>>>
> >>>>
> >>>>- Bülent de ayağa kalktı. Kuvvetlice elini sıktı.
> >>>>
> >>>>- Sizi tanıdığıma çok memnun oldum.
> >>>>
> >>>>Elini bıraktı koluna girdi. Yolun karşısındaki pastaneyi gösterdi.
> >>>>
> >>>>- Hadi gel eşin için şuradan çikolatalı pasta alalım, dedi.
> >>>>
> >>>>Pastayı aldılar. Adam hayatında ilk defa karısına yaş pasta
> >>>>götürmenin mutluluğuyla, bin bir teşekkür ederek evinin yolunu tuttu.
> >>>>Bülent de pastanenin yanındaki manavdan karısının en sevdiği meyvelerden aldı.
> >>>>
> >>>>Evine geldiğinde karısı şişmiş gözlerle mutfak masasında oturmuş su
> >>>>içiyordu. Bülent hiç konuşmadan meyveleri büyükçe bir tabağa döküp
> >>>>yıkadı., sonra eşinin önüne koydu.
> >>>>
> >>>>- Bunlar dünyanın en şanslı meyveleri, dedi.
> >>>>
> >>>>Inci hiç konuşmadı.
> >>>>
> >>>>- Sorsana 'niye' diye.
> >>>>
> >>>>Inci kızgın kızgın:
> >>>>
> >>>>- Niye? Diye sordu.
> >>>>
> >>>>- Çünkü dünyanın en güzel ve en tatlı kadının midesine gidecek, dedi
> >>>>gayet ciddi bir ses tonuyla. Inci şaşırmıştı. Bir anda yüzünün
> >>>>ifadesi yumuşamıştı.
> >>>>
> >>>>- Bunlar senin sevdiğin meyveler, senin için aldım.
> >>>>
> >>>>- Hayret bir şey! Her zaman kendi sevdiğin meyveleri alırdın. Benim
> >>>>hangi meyveleri sevdiğimi iyi hatırlamışsın. Aslında bu beklediğim
> >>>>istediğim bir şeydi. 'bak senin sevdiğin meyveleri aldım'
> >>>>Ama şimdi kıymeti yok. Çünkü sana çok kırgınım, meyve alarak gönlümü
> >>>>alamazsın.
> >>>>
> >>>>- Özür dilerim seni kırdığım için.
> >>>>
> >>>>Sonra Bülent yere diz çöktü.
> >>>>
> >>>>- Cezam neyse razıyım. Ama bir tek şey istiyorum senden. Seni delice
> >>>>seven bu adamı senden mahrum etme.
> >>>>
> >>>>- Bülent yere çömelmiş, boynu bükük bir vaziyette çok komik görünüyordu.
> >>>>
> >>>>Inci kıkır kıkır gülmeye başladı.
> >>>>
> >>>>- Affetmek o kadar kolay değil. Bakalım hangi cezalara
> >>>>katlanabileceksin, dedi.
> >>>>
> >>>>Bülent işte o zaman ona muzip muzip bakan eşinin içinde sakladığı
> >>>>küçük kızı gördü.
> >>>>Bundan sonra her şey daha farklı olacak diye düşündü.
> >>>>--



'·٠• [~~ Radyo ~ Mevlana ~~] •٠·'

İnstagram; _medinefm.net_

Twitter; @medine_fm

E-Posta; radyomevlana@hotmail.com
02-05-2013 08:20 AM
Tüm Mesajlarını Bul

Gönder  Cevapla 



bu yazıyı okumalısınız
Mesaj SecenekleriOnceki - Sonraki KonuAra / BulYer İmleri
Önceki Konu
Sonraki Konu
Digg thisPost! AddPost to del.icio.us Bookmark Post in Technorati Addblinklist AddMongolia AddNetscape Newsvine Ekle Stumble


    »»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»

    Türkçe Çeviri :
    MyBB Türkiye, Powered by MyBB, © 2002-2013 MyBB Group