M e R S i N   M e V L a N a   R a D Y o S u

~ Hakkımızda ~ Radyo Playeri ~ Radyomuza Destek Veren Firmalar ~ İletişim ~ Radyo Kodu ~

                                                                         

 
Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Sizin şu an aklınızdan geçen küçükken yaşadığınız
Konudaki Cevap Sayısı
0
Sonraki
Sonraki Konu
Konuyu Açan Kişi
admin
Görüntülenme Sayısı
518
Önceki
Önceki Konu
Gönder  Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 1 Oy - 5 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Sizin şu an aklınızdan geçen küçükken yaşadığınız
admin 
Administrator

Üye Bilgileri

Üye no: 1
Kayıt : Jun 2012
Rütbe : Administrators
Mesaj Sayısı : 11,649

Rep Puanlaması

Rep Ver:

Mesajlaşma Bilgileri

Mesaj: #1
Sizin şu an aklınızdan geçen küçükken yaşadığınız
Sizin şu an aklınızdan geçen, küçükken yaşadığınız bir olay, yapmayı planladığınız herhangi bir şey; tümü Yüce Allah'ın bilgisi dahilindedir. O’nun, yarattığı canlı cansız her varlık üzerindeki kontrolü ve hakimiyeti gece gündüz durmaksızın devam eder.


Andolsun, insanı Biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona şahdamarından daha yakınız. (Kaf Suresi, 16)

Yüce Allah, herşeyin içyüzünden, gizlinin gizlisinden, insanın düşündüklerinden, kimseye açamadığı sırlarından da haberdardır. Hiçbir şey O’ndan gizli kalmaz; insanları çepeçevre kuşatmıştır ve her ortam ve koşulda insana şahittir.

Senin içinde olduğun herhangi bir durum, onun hakkında Kuran'dan okuduğun herhangi bir şey ve sizin işlediğiniz herhangi bir iş yoktur ki, ona (iyice) daldığınızda, Biz sizin üzerinizde şahidler durmuş olmayalım. Yerde ve gökte zerre ağırlığınca hiçbir şey Rabbinden uzakta (saklı) kalmaz. Bunun daha küçüğü de, daha büyüğü de yoktur ki, apaçık bir Kitap'ta (kayıtlı) olmasın. (Yunus Suresi, 61)

Haber verilen tüm bu gerçeklere rağmen kimi insanlara göre, Allah çok uzaktadır, gökyüzünde bir gezegenin arkasındadır, ve –Allah’ı tenzih eder, yüceltirim- dünya işlerine pek karışmaz. Hatta kimilerine göre hiç karışmaz; evreni yaratmış ve kendi akışına bırakmıştır. Oysa bu çok büyük ve apaçık bir yanılgıdır; Allah’ın varlığı herşeyi kaplar. "…O, doğunun da, batının da ve bunlar arasında olan herşeyin de Rabbidir..” (Şuara Suresi, 28) ayetiyle haber verildiği gibi…

Doğu da Allah'ındır, batı da. Her nereye dönerseniz Allah'ın yüzü (kıblesi) orasıdır. Şüphesiz ki Allah, kuşatandır, bilendir. (Bakara Suresi, 115)

Dünyanın hangi köşesine gidilirse gidilsin, “Göklerde ve yerde ne varsa tümü Allah'ındır. Allah, herşeyi kuşatandır. (Nisa Suresi, 126)…

Allah şu anda da her şeyi çepeçevre sarıp kuşatmaktadır; insana şah damarından da yakındır. Evrenin her santimetrekaresine, gözle görülebilen/görülemeyen alemlere, geçmiş ve geleceklerine O hakimdir... Bu kesin gerçekleri göz ardı eden kişiler, insanlardan gizledikleri düşüncelerini, hatalarını, planlarını Allah'tan gizleyemediklerinin bilincinde değillerdir. Onlar Rabb’lerini unutmuş olsalar da, onlar eylemlerini henüz tasarlarken dahi Allah onlarla birliktedir.

O, önlerindekini de, arkalarındakini de bilir. Onlar ise, bilgi bakımından O'nu kavrayıp kuşatamazlar. (Taha Suresi, 110)

Her insan her şeyi en iyi bilen Allah’ın sonsuz öncede kendisi için hazırladığı kaderini yaşar. Bu nedenle Allah'ı unutan, hatırlamaktan kaçınan kişi, farkında olmasa da Rabb’ine boyun eğmiş, teslim olmuş durumdadır. Bu gerçeklerin şuurunda olan samimi müminler, her an Allah’a yönelir, O’nunla kesintisiz bağlantılarını canlı tutmak için çaba gösterirler.

Dolayısıyla yaşamın gerçek amacını kavramış olan her insan, bu gerçeği diğer insanlara aktarmakla sorumludur. Mümin yaşamı boyunca sözleri ve tavırlarıyla Allah’ı hatırlatır. Allah’ın sınırlarını koruyarak sürdürdüğü yaşamıyla, insanları Allah’a çağıran, O’nu hatırlatan model insan olur.

Peygamberimiz (sav) de bir hadisinde "Gördüğünüzde size Allah'ı hatırlatan, bilginizi artıran, ilmiyle de size ahireti hatırlatan, sizin için en hayırlı arkadaştır.." buyurarak Allah’ı hatırlatan insanın en iyi arkadaş olduğunu haber verir.

İnanan insan, Allah’ı çok anan ve hatırlatan olmalı..Allah’ı hatırlatan mümin Allah'ın dinini anlatarak, Kuran ile öğüt vererek, iyiliği emredip kötülükten men ederek, Allah'ın ayetlerini hatırlatarak çağrıda bulunur ve Allah’ın buyruğu gereği söylenebilecek en hayırlı, en güzel sözleri söyler. Müminlerin insanlara Allah’ı hatırlatmaları karşılığında tek beklentileri vardır; Allah'ı hoşnut etmek ve karşılarındaki kişinin de Allah'ın hoşnut olacağı ahlakta bir insan olmasına vesile olmak...Allah'ı zikretmek, Kur’an ahlakını anlatmak hem kendilerine hem de çağrıda bulundukları kimseye –Allah’ın dilemesiyle- ahiretteki sonsuz mutluluğu kazandırabilecektir.

Unutmayalım ki, tüm varlıklar Allah'a muhtaçtır. Allah ise bizlerin sahip olduğumuz her türlü eksiklikten münezzehtir ve O hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır. Allah’ı unutmuş, yüz çevirmiş de olsa, Allah’ı unutmayan, hatırlatan da olsa, ölüm herkes için tek kesin gerçektir.

Allah hastalık verir, bela verir Kendisini hatırlatmak için. İnsanın ayaklarının yere basması için dertler verir. Bu Allah’ın sevdiği insanlara lütfudur aslında. Özellikle hastalıklar insana Rabb’ini hatırlatır; bu süre içinde insan her an Allah’ı hatırlar, O’na yakınlaşır, kalbi tatmin olur...

İnsan gün içinde Allah’ı, güzelliklerle donatılmış cenneti düşünürse, hep mutlu olacaktır. Eşsiz barınma yurdunda Allah’ın kutlu kullarıyla karşılıklı tahtlarda oturup birlikte Allah'ı anmak cennete özel muhteşem bir zevktir; bunu düşünmek dahi insana büyük mutluluk verir. Sabahları şükürle kalkıp, gününü Allah’a adayan insanın attığı her adım Rabb’i için olacak, o adımlar kişiyi Allah’ın dilemesiyle sonsuz kurtuluşa götürecektir…



Elif Alaca


------------------------------------------------------------------------------------------------------



Allah Bağışlayandır, Esirgeyendir


İnsan, gaflet sonucunda unutarak veya yanılarak hata yapmaya yatkın bir varlıktır. Zira Allah, “Allah, sizi bir za'ftan yarattı...” (Rum Suresi, 54) ayeti ile insanın bu durumunu haber vermiştir.
İnsan farkında olmadan ya da nefsinin ve şeytanın telkinlerine uyduğundan dolayı pek çok hata yapabilir. İnsan, Allahın kendisi için yarattığı hayat süresince hata yapabileceği konularla sınanır. Kuran ahlakını öğrendikçe de olgunlaşıp, içinde bulunduğu hatalardan kurtularak, Rabbimiz’in razı olacağı üstün ahlaka ulaşır. Affı bol Rabbimiz, cehalet sebebiyle hata yapıp, fark ettiğinde hemen tevbe ederek tavırlarını düzelten kişilerin hatalarını bağışlayacağını bir Kuran ayetinde şu şekilde bildirmiştir:

''Allah'ın (kabulünü) üzerine aldığı tevbe, ancak cehalet nedeniyle kötülük yapanların, sonra hemencecik tevbe edenlerin(kidir). İşte Allah, böylelerinin tevbelerini kabul eder. Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibi olandır. " (Nisa Suresi, 17)
''Kuran ahlakı ile ahlaklanan müminler, hata yaptıklarında Allah’ın kendilerini affetmesini nasıl istiyorlarsa, kendileri de aynı güzel tavrı sergileyerek diğer müminlere karşı son derece hoşgörülü ve affedici olmalıdırlar.
… affetsinler ve hoşgörsünler. Allah'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah, bağışlayandır, esirgeyendir. (Nur Suresi, 22)

Kuran’da "Kim sabreder ve bağışlarsa, şüphesiz bu, azme değer işlerdendir." (Şura Suresi, 43) ayeti ile bağışlamanın üstün bir ahlak özelliği olduğu bildirilmiştir. Dolayısıyla Kuran’ı kendilerine rehber edinen müminler de affedici ve merhametli olmak konusunda kararlı olmadırlar. Bir ayette bildirildiği gibi onlar, "öfkelerini yenenler ve insanlar(daki hakların)dan bağışlama ile (vaz)geçenlerdir."(Al-i İmran Suresi, 134)
Dünya hayatında imtihan olduklarını ve bütün olayların Rabbimizin kontrolünde ve bir kader üzerine geliştiğini bilen müminler, ne kendi yaptıkları hatalardan dolayı sıkıntıya girerler, ne de diğer müminleri hatalarından dolayı yargılarlar. Affetmek konusunda samimidirler ve defalarca aynı hatayı yapsa da hiçbir koşulda karşısındakine karşı kişisel bir kızgınlık içine girmezler. Hatanın büyük ya da küçük olması veya kendilerinin haklı olması da onlar için önemli değildir. Yapılan her hatada öğrenmeleri gereken bir ders olduğunu bilirler. Bu nedenle kendi kendilerine ve çevrelerine zulmetmezler. İnsanın hata yaparak öğrenen aciz bir varlık olduğunu bilen müminlerin bu özellikleri bir Kuran ayetinde şu şekilde bildirilmiştir.

“(Bunlar,) Büyük günahlardan ve çirkin -utanmazlıklardan kaçınanlar ve gazablandıkları zaman bağışlayanlar(dır.)” (Şura Suresi, 37)
Kuran ahlakından uzak yaşayan insanlar ise her şeyin bir kader üzere gerçekleştiğinden habersiz oldukları için yapılan her hatada öfkeye kapılarak tahammülsüz tavırlar sergilerler. Oysa aynı insanlar bir hata yaptıklarında etraflarındaki insanların bu hatalarını affetmesini ve hoş görmesini isterler. Allah’ın kendilerini affetmesini isteyen her insan, Kuran ahlakına uygun yaşayarak, karşısındakini rencide etmek yerine kusurlarını örtüp, kendisinin de aynı hataları yaptığını düşünerek ona göre davranmalı ve tek amacının Allah’ın rızası olmasına dikkat etmelidir. Tüm insanların bu şekilde yaşar hale gelmeleri yeryüzünde barış, huzur ve refahın tesis edilmesinde büyük önem taşır.

... Yine de affeder, hoş görür (kusurlarını yüzlerine vurmaz) ve bağışlarsanız, artık elbette Allah, bağışlayandır, esirgeyendir. (Teğabün Suresi, 14)

Kuran’ı rehber edinen sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’in hoşgörüsü, müminlere olan düşkünlüğü, merhameti, kendisini izleyen Müslümanlar için güzel bir örnek olmuştur. Onun bu tavrı, pek çok insanın kalbinin İslam’a ısınmasına vesile olmuştur

Andolsun size, içinizden sıkıntıya düşmeniz O’nun gücüne giden, size pek düşkün, mü'minlere şefkatli ve esirgeyici olan bir elçi gelmiştir. (Tevbe Suresi, 128)

Peygamberimiz (sav)’in güzel ahlakı tavsiye ettiği hadis-i şeriflerinden biri şöyledir:

"Rabbim bana dokuz şey emretti: Gizli halde de aleni halde de Allah'tan korkmamı, öfke ve rıza halinde de adaletli söz söylememi, fakirlikte de zenginlikte de iktisat yapmamı, benden kopana da sıla-ı rahim (dostluk) yapmamı, beni mahrum edene de vermemi, bana zulmedeni affetmemi, susma halimin tefekkür olmasını, konuşma halimin zikir olmasını, bakışımın ibret olmasını, marufu (doğru ve güzel olanı) emretmemi."( Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 317)

Kuran-ı Kerim’i ve Peygamber Efendimiz (sav)’in sünnetlerini kendilerine rehber edinen müminler, Allah’ın sonsuz rahmetine ve cennetine kavuşabilmek için hoşgörülü ve bağışlayıcı olmaya ve Kuran'ın tüm hükümlerini titizlikle yerine getirmeye çabalarlar. Yeryüzünde barışın, huzurun ve refahın kaynağı olan bağışlayıcılık, merhamet ve hoşgörü müminlerin ahlakının en önemli parçalarından biridir.



'·٠• [~~ Radyo ~ Mevlana ~~] •٠·'

İnstagram; _medinefm.net_

Twitter; @medine_fm

E-Posta; radyomevlana@hotmail.com
(Bu Mesaj 05-19-2013 08:38 PM değiştirilmiştir. Değiştiren : admin.)
05-19-2013 08:37 PM
Tüm Mesajlarını Bul

Gönder  Cevapla 



Benzeyen Konular
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
  Bu bir tür sözleşmedir kabulü sizin özgür iradenize kalmıştır admin 0 595 06-03-2013 08:21 PM
Son Mesaj: admin
  Gerçekten sizin Rabbiniz, altı günde gökleri ve yeri admin 0 565 05-17-2013 09:20 PM
Son Mesaj: admin

Sizin şu an aklınızdan geçen küçükken yaşadığınız
Mesaj SecenekleriOnceki - Sonraki KonuAra / BulYer İmleri
Önceki Konu
Sonraki Konu
Digg thisPost! AddPost to del.icio.us Bookmark Post in Technorati Addblinklist AddMongolia AddNetscape Newsvine Ekle Stumble


    »»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»

    Türkçe Çeviri :
    MyBB Türkiye, Powered by MyBB, © 2002-2013 MyBB Group