M e R S i N   M e V L a N a   R a D Y o S u

~ Hakkımızda ~ Radyo Playeri ~ Radyomuza Destek Veren Firmalar ~ İletişim ~ Radyo Kodu ~

                                

                                         

Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Rabb’imizin lütuf ve merhametini tanımak ve..
Konudaki Cevap Sayısı
0
Sonraki
Sonraki Konu
Konuyu Açan Kişi
admin
Görüntülenme Sayısı
650
Önceki
Önceki Konu
Gönder  Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 1 Oy - 5 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Rabb’imizin lütuf ve merhametini tanımak ve..
admin 
Administrator

Üye Bilgileri

Üye no: 1
Kayıt : Jun 2012
Rütbe : Administrators
Mesaj Sayısı : 11,649

Rep Puanlaması

Rep Ver:

Mesajlaşma Bilgileri

Mesaj: #1
Rabb’imizin lütuf ve merhametini tanımak ve..
Allah-u Teâlâ buyuruyor ki:

“Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!” (Hûd: 112)

O Allah ki; kendisine itaat edeni etmeyeni, sevdiğini sevmediğini, ayırt etmeden bütün mahlûkatına dünyada sayısız nimetler bahşeder.

O Allah ki; geceyi dinlenmemiz için karanlık, gündüzü de çalışıp rızkımızı temin etmek için aydınlık yapar.

O Allah ki; yapılan tevbede günahları bağışlar, işlenen günahları sevaba dönüştürür.

Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde şöyle buyurmaktadır:

“Ancak tevbe edip iman eden ve sâlih amel işleyenler başka. Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah çok çok bağışlayıcı, engin merhamet sahibidir.” (Furkân: 70)

Bu Âyet-i kerime ve benzerleri, günah çemberi içinde olan biz günahkâr kullara ne büyük bir lütuf ve kurtuluş müjdesidir. Açıkça görülüyor ki; nihayeti olmayan rahmet kapısını ve sonsuz ihsan sofrasını herkese açmıştır.

Rabb’imizin lütuf ve merhametini tanımak ve görmek için kendi varlığımıza bakmamız yeterlidir. Akıllara durgunluk veren yaratılışımız, O’nun mükemmel ilmi, sanatı ve kudretinin eseridir. Sadece ağzımıza baktığımızda muntazam bir şekilde dizilen dişlerin bile ayrı ayrı görevleri vardır. Yenilen şeyleri kesmek için bıçak görevini yapan keskin ön dişler, ezmek ve öğütmek için uçları düz olan azı dişleri, mideye öğütülenleri atan dil küreği ve üzerindeki tat alma memecikleri, dilin altında bulunan, yemekleri ıslatıp hamur haline getiren, salgı yapan tükürük bezlerini görürüz. Daha insanın istifadesine sunulan o kadar nimet vardır ki saymakla tükenmez.

Nahl sûre-i şerif’inin 18. Âyet-i kerime’sinde Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Allah’ın nimetini birer birer saymaya kalkışsanız, (icmâlen bile) sayamazsınız.”

İnsanın her parçasında olsun, tabiatta olsun bunun gibi ne hikmet ve faydalar vardır. Yarattıklarında bir aykırılık, eksiklik ve kusur bulunmaz. Göz nereye baksa Hakk’ın kudretini ve ilminin kemâlini görür.

Âyet-i kerime’de şöyle buyuruluyor:

“Rahman’ın yaratmasında hiçbir uyumsuzluk göremezsin. Gözünü çevir de bir bak! Bir bozukluk görüyor musun?” (Mülk: 3)

Yoktan var eden, kusursuz yaratan ve iyilik sahibi yalnız Allah-u Teâlâ’dır. O birşeyin bize verilmesini dileyince, onu kulun eliyle gönderir.

Âyet-i kerime’de:

“Sana gelen her iyilik Allah’tandır.” buyuruluyor. (Nisâ: 79)

Bir kul için en büyük kazanç, merhametiyle hep ihsanda bulunan Rabb’isini tanımak, yalnız O’nu sevmek, emir ve yasaklarına seve seve itaat etmektir.

Mamafih; görünüşte hepimiz Rabb’imizi çok seviyoruz ve güveniyoruz. Amma, hiçte öyle gözükmüyor. İlâhi emirlerin birini yapıyoruz, ötekini bırakıyoruz. Hazret-i Allah; “Şöyle yürüyeceksin.” buyuruyor. Biz arzularımızın istikametinde yürüyoruz. Ahkâm bize uysun istiyoruz. Bu halimizle, emrolunduğun gibi ne kadar dosdoğruyuz ve Hazret-i Allah’ı ne kadar seviyoruz?

Câbir İbn-ü Abdullah -radiyallahu anh-dan rivayet edildiğine göre, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde şöyle buyurmaktadırlar:

“Allah katındaki yerini bilmeyi arzu eden kişi, kendi özhayatında Allah’ın emirleri ve yasaklarının tuttuğu yere baksın. Zira Allah, kendisine değer verildiği ölçüde kişiye değer verir.” (Mecmeüz Zevâid)

Bu ölçü ortada iken; “Ben Rabb’imi seviyorum, kalbim temizdir, kulunu Allah bilir.” tarzındaki ifadeler geçersizdir. Çünkü emir ve yasakları uygulamayan insanlara Allah’ın değer vermeyeceğini Peygamber’imiz açıklamaktadır.

O halde biz insanlar neyi seviyoruz?Dünyadaki güzel nimetleri, güzel olan herşeyi...?

İbadet yaparken de; “Rabb’im emrettiği için yapıyorum” kabilinden ise, buna karşılık olarakta Hazret-i Allah’ın vaad ettiği cenneti dünüşüyoruz.

Yaratılanları, Yaratan’dan ötürü sevmek elbette güzeldir. Fakat bunları arzu ederek, bunlarda kalmak dünyayı tercih etmektir. Asıl kulluk, asıl sevgi evi değil de ev sahibini arzulamak ve sadece O’nu düşünmek, kalbini dünya sevgisinden temizlemektir.

Örneğin; çocuğunu, malını mülkünü çok sevenin kalbinde veya âilesine, akrabasına, komşusuna ve hayvanlara kin ve öfke duyan kalplerde Hazret-i Allah ne kadar vardır? Allah’tan gayrı kalbi işgal eden herşey O’nu sevmeye ve O’nu dost görmeye mânidir.

Sıddık-ı Ekber -radiyallahu anh-Hazretlerimiz:

“Allah sevgisine mazhar olan bir kimseyi, bu sevgi dünyaya dalmaktan, insanlara karışıp onlarla ömür tüketmekten muhafaza eder.” buyurmuştur.

“Seviyorum!” demek kolaydır. Lâkin Allah’a karşı sevgisi olan bir kimsede şu âlametler bulunur.

– Ölümü kötü görmez. Ölüm için hazırlıklı bulunur. Hazret-i Allah’ın sevdiğini kendi sevdiklerine tercih eder.

– Cenâb-ı Hakk’ı daima kalbinde bulundurarak, kendini zorlamaksızın gece-gündüz zikrullahla meşgul olur.

– O’nun emir ve yasaklarını bildiren Kur’an-ı kerim’e tazim eder, en çok sevdiği biricik Habib’ini -sallallahu aleyhi ve sellem-, Enbiyâ ve Evliyâ’sını, dostlarını sever.

– İnsanlardan uzleti, yalnızlığı ve tenhayı seçer. Bir an evvel Rabb’isi ile kalmayı arzular.

– İbadetleri zevk ve şevk ile yapar.

– Hakk dostlarını, dost edindiği gibi, O’nun düşmanlarını da düşman bilir.

Sevdiğini Allah için seven kimsenin, sevmediğini de Allah için sevmemesi lâzımdır. Hatta, ne kadar ibadet ederse etsin bunu ayırt edemezse dalâlettedir. İbadetlerden fayda göremez.

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-Efendimiz:

“Amellerin en üstünü Allah için sevmek, Allah için buğz etmektir.” buyuruyorlar. (Ebu Dâvud)

Diğer bir Hadis-i şerif’te ise:

“Şu üç haslet kimde bulunursa imanın tadını tatmıştır:

Allah ve Resul’ünü herkesten ve herşeyden fazla sevmek.

Sevdiğini ancak Allah için sevmek.

İman ettikten sonra, ateşe atılmaktan nefret eder gibi küfre dönmekten nefret etmektir.” (Buhârî-Müslim)



'·٠• [~~ Radyo ~ Mevlana ~~] •٠·'

İnstagram; _medinefm.net_

Twitter; @medine_fm

E-Posta; radyomevlana@hotmail.com
05-19-2013 08:58 PM
Tüm Mesajlarını Bul

Gönder  Cevapla 



Rabb’imizin lütuf ve merhametini tanımak ve..
Mesaj SecenekleriOnceki - Sonraki KonuAra / BulYer İmleri
Önceki Konu
Sonraki Konu
Digg thisPost! AddPost to del.icio.us Bookmark Post in Technorati Addblinklist AddMongolia AddNetscape Newsvine Ekle Stumble


    »»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»

    Türkçe Çeviri :
    MyBB Türkiye, Powered by MyBB, © 2002-2013 MyBB Group