M e R S i N   M e V L a N a   R a D Y o S u

~ Hakkımızda ~ Radyo Playeri ~ Radyomuza Destek Veren Firmalar ~ İletişim ~ Radyo Kodu ~

                                                                         

 
Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Kur'ân âyetlerinin çoğu
Konudaki Cevap Sayısı
0
Sonraki
Sonraki Konu
Konuyu Açan Kişi
admin
Görüntülenme Sayısı
539
Önceki
Önceki Konu
Gönder  Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 1 Oy - 5 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Kur'ân âyetlerinin çoğu
admin 
Administrator

Üye Bilgileri

Üye no: 1
Kayıt : Jun 2012
Rütbe : Administrators
Mesaj Sayısı : 11,649

Rep Puanlaması

Rep Ver:

Mesajlaşma Bilgileri

Mesaj: #1
Kur'ân âyetlerinin çoğu
Kur'ân âyetlerinin çoğu, mükemmel birer hazinenin ve birer ilim definesinin anahtarıdır. Gökkubbe içinde-üstünde, maddî ve ************fizik âlemde yer işgal eden her

şeyin, çap ve cirimleri miktarınca Kur'ân'da yeri vardır. Onları çıkarma, tesbit ve keşif

vazifesi de bizzat insanoğlunun "istidad-kabiliyet, akıl ve içtihad/çalışmasına" havâle edilmiştir. Tıpkı birkaç yüz ana maddeden ibâret olan anayasalar ve onlardan çıkarılan binlerce kanun, on binlerce tüzük ve yönetmelik şıkları gibi.

İnsanlığın ortak malı, san'at ve fen cihetindeki ileri teknolojinin ürünü "teknik harikalar ve enteresan fennî buluşlar"dan olan uçak, elektrik, tren, telgraf-telefon, kamera, televizyon-bilgisayar gibi maddî, dünya hayatında en büyük yeri işgal eden teknolojik harikaları;

insanlığa hitâp eden ve her şeyi "ölçülü-dengeli" anlatan, dikkatlere sunan Kur'ân ihmal etmez. Etmemiş de. İki şekilde onlara da işaret etmiştir:
1- Peygamberlerin mu'cizeleriyle,
2- Bâzı tarihî olaylarla.1

Peygamberlerin Allah'ın gerçek elçileri olduklarının belgesi olan mu'cizenin ikinci bir fonksiyonu; maddî yükselme için lâzım olan örnekleri göstererek, o mu'cizelerin

benzerlerini meydana getirmek için insanlığı teşvik etmek ve harekete geçirmektir.2 Teknolojik gelişmeler de, peygamberlere verilen mu'cizeler eliyle insanlığa hediye edilmiştir.
Meselâ, insanlığın babası, ilk peygamber Hz. Âdem (as) çiftçilerin piri; Hz. Nuh (as) gemi sanayicilerinin ilk öncüsü. Kezâ, Hz. İbrahim (as) dülger, Hz. Yusuf (as) saatçi, Hz. Dâvûd (as) demirci, Hz. Süleyman (as) "uçak sanayiî, zoolog", Hz. Musa (as) jeolog

(asasını santrafüj âleti gibi kullanıp yerden, taştan su çıkarıyordu) ve Hz. İsa (as) tıpçıların ve Hz. Muhammed (asm), gösterdiği bine yakın mu'cize ile, insanlığa teknolojik noktadan da rehber olmuş, insanlığa yol açmışlardır.


Mâdem peygamberlere dâir olan Kur'ân âyetleri, şimdiki yüksek teknolojinin hârikalarına birer işaret olmakla beraber, daha ilerideki sınırını çiziyor gibi bir ifade tarzı var. Mâdem

her bir âyetin çeşitli mânâları göstermesi kesindir. Mâdem peygamberlere uymaya dâir kesin emirler var... (Ki, bunun üzerinde ilim adamların oybirliği vardır) Öyle ise, san'at, fen ve teknolojinin önemlilerine işarî bir tarzda hem delâlet, hem teşvik ediliyor, denilebilir.3

Dipnotlar:
1- Sözler, s. 229.
2- İşâratü'l-İ'câz, s. 256.
3- Sözler, s. 240

Kur'ân'ın, medeniyet harikaları, buluş ve keşiflerden "açıkça" bahsetmemesi noksanlık, kusur değil; bilâkis bir hikmettir; yerinde bir uygulamadır. Çünkü, henüz ışığı bize

ulaşmamış, 10 milyar ışık yılı uzaklıkta bulunan; uçaklardan katrilyonlarca kat büyük ve birkaç bin kat hızlı milyarlarca yıldızı barındıran milyarlarca galaksi bulunmaktadır.

Eğer medeniyet harikalarından isim vererek açıkça bahsetse; o takdirde, ifâde ve üslûp dengesi bozulurdu. Kur'ân; hikmetli ve belâgatlı söz söyler. Belâgat ise, tesirli, sanatlı,

sözün düzgün, kusursuz, yerinde, hâl ve makamın icabına göre söylenmisidir. Dolayısıyla, medeniyetin teknolojik ürünlerinin hakkı; ancak, bir "imâ veya işâret" olabilir. Ki, onlara

mu'cizevî işâretler yapılmıştır. Dolayısıyla şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Kur'ân, hem teknik, hem de sosyal meselelerin inceliklerinin prensiplerini de taşımaktadır.


İslâmiyet, fenlerin/ilimlerin efendisi, mürşidi (doğru yolu göstereni), gerçek ilimlerin reisi, babasıdır. O halde; Avrupa ve Amerika'dan getirilen ve gerçekte yine İslâmın malı

olan fen ve san'atı, İslâma zıt gibi göstermek büyük bir insafsızlık olsa gerek.1 Aslında, Müslüman olmayanların keşfettiği bir çok fennî, sosyal buluş ve tesbit; "İnsan için ancak

çalıştığının karşılığı vardır" 2 hakikatiyle; "akıl için yol birdir" prensibinin gereği olmakla beraber İslâmiyetten direkt veya endirekt etkilenmiş, ondan ilham olarak ders alınmıştır

denilebilir. Kur'ân ve Sünnet'in esasları, prensipleri (baştan sona insan rûhunun olgunlaşması; hak ve hürriyetlerini içerirler) kartopu gibi akıldan akıla, zihinden zihine,

dimağdan dimağa, toplumdan topluma, asırdan asıra, kültürden kültüre, uygulamadan uygulamaya uğrayarak insanlığa kâinat çapında bir tefekkür, ilim-irfân ufku açmış; veri sunmuştur. Birçok bilim adamı, özellikle Batılı düşünür ve müsteşrik/oryantalistler yazdıkları kitaplarda bu örneklere bol bol yer vermişlerdir.


İlmin efendisi İslâm; öncüsü Müslümanlar olduğuna bir başka delil de; muazzam kâinat kitabının ezelî yorumcusu, tercümanı ve okuyucusu olan Kur'ân'ın;3 onu okuyanları, anlamaya çalışanları "Düşünmüyor musunuz" 4, "Ey akıl sahipleri ibret alınız" 5,

"Bakmıyor musunuz, anlamıyor musunuz, okuyunuz, inceleyiniz, araştırınız" diye ilim ve araştırmaya teşvik ederek kâinata yönlendirmesidir. Bunu pek çok tekrar ile aklı şahid

tutuyor ve ikaz ediyor ve akla havale ediyor, tahkike sevk ediyor. Onunla, ilim ehli ve akıl sahiplerine, din namına makam veriyor, ehemmiyet veriyor. Katolik mezhebi gibi aklı azletmiyor, düşünürleri susturmuyor, körü körüne taklit istemiyor.6


Namaz, oruç, zekât, hac gibi temel ibâdetlerde bile 5'er, 10'ar âyet bulunurken; "tefekkür/düşünme ve ilime" dâir olanlar 750'yi aşmaktadır.

Dipnotlar:
1- Tarihçe-i Hayat, s. 140.
2- Kur'ân, Necm, 39.
3- Tarihçe-i Hayat, s. 140.
4- Kur'ân, En'am, 50.
5- Agk, 2.
6- Sözler, s. 330.
Nobel Ödül sahibi ilk Müslüman Prof. Dr. Abdüsselâm, Kur'ân'ın yaklaşık sekizde birinin, inananları tabiatı incelemeye, nihâî gerçeği arayışlarında akıllarını en iyi şekilde kullanmaya, bilgi elde etmeye ve ilmî düşünceyi toplum hayatının bir parçası kılmaya teşvik ettiğine dikkat çeker.1

Herbir ilmin ve fennin bir Esmâ-i Hüsnâ'ya dayanması; fenlerin olgunlaşıp gelişmesinin kaynağının Esmâ-i Hüsnâ olması; pek çok âyetin onlarla son bulması2; ve yine yüzlerce

âyet, binlerce kelimeyle tefekkür, ilim ve fenne gönderme yapması da bir diğer ispatıdır.3 Yüce Rabbimiz, insanlığı eğitmek, terbiye etmek, kendisini tanıtmak, ferd, âile ve sosyal

hayatı tanzim ve iki dünya saadetini kazandırmak için gönderdiği son elçisine ilk âyette, "Bana ibâdet ile tesbih et!" şeklinde vahy etmeyip, "İkra!"4 (Oku!) emrini vermesi ince ve

derin bir nükteye işâret etmez mi? "İkra!" emrinde göze çarpan incelik, Arapça gramer kaidesine göre, "mef'ul" (iş, yapılan şey) belirsiz olunca, "genellik" ifâde etmesidir. Yâni, "Oku!" sözünün ardından neyin okunacağının belirtilmemiş olması, maddî-mânevî, yazılı-yazısız her şeyin okunabileceği anlamını taşır.

Üçüncü âyette aynı emri tekrar ile "yazma" ve devâmında yine "bilme, öğrenme-öğretme" üzerine tahşidât yapılır.5 "Gufran" ölçüsünde "okumak" mânâsında olan Kur'ân, meseleyi burada bırakmaz6: Akıl, tahkik, araştırma, inceleme, kitabet, yazmak, mektup,

kâğıt, yazı ve malzemeleri üzerine yüzlerce sözcükle de ufuk açar.7 "Oku!" ile başlayan Alâk Sûresinin hemen ardından, Kalem Sûresi nazil olmuş ve yazının en önemli

malzemesi "kalem" övülmüştür.8 Âlim üstün tutulmuş, ilim teşvik edilmiş; insana kâinat gibi geniş bir tefekkür sahası açılmıştır. (Bu kudsî emir ve teşviklere rağmen,

nüfûsumuzun % 40'ı okuma-yazma bilmiyor; bilenler de resmî tahsil hayatından sonra

kitap okumuyorsa durum vahîm demektir. Sebeplerini araştırıp, engelleri ortadan kaldırmak için katkıda bulunmak; dinin herkese özellikle aydınlara yüklediği bir mükellefiyettir!)

Öte yandan, "Hikmetli söz, mü'minin yitiğidir. Onu nerede bulursa hemen almalıdır", "İslâmda iyi bir çığır açan kimse9, o güzel çığırın sevabını aldığı gibi onunla amel

edenlerin sevaplarını da hiçbir eksiklik olmaksızın alır. Kim de İslâm'da kötü bir çığır

açarsa, onun günahı boynuna olduğu gibi, onunla amel edenlerin günahlarını da boynuna yükler" tarzındaki teşvik ve ikazları da vardır.10

Bütün bu gerçekler Kur'ân'ın ilmin ve düşünme disiplinin zemini, altyapısını hazırladığını; teknolojik buluş ve keşfiyatlar dahil ferdî gelişim teknikleri gibi sosyal meselelerin de özünü, prensiplerini ihtivâ ettiğini gösterir.

Dipnotlar:
1- İdealler ve Gerçekler (Terc. Senai Demirci-Mesut Toplayıcı), Yeni Asya Yay., İst., 1987, s. 13
2- Sözler, s. 238
3- Bediüzzaman Said Nursî, Mesnevi-î Nûriye, s. 175.
4- Kur'ân, Alak, 1
5-Ags, 3-5
6- Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'ân Dili, Azim Dağ., İst., 1992, c. 1, s. 13
7- Prof. Dr. İbrahim Canan, Okuma Yazma Seferberliği, İst. Cihan Yayınları, 1984, s. 34-43
8- Kur'ân, Kalem, 1
9- Tirmizi, İlim, 19.; Kader, 17; İbn-i Mâce, Mukaddime, 17
10- Sünen-i Neseî, Kitabü'z-Zekât, 64
10.04.2012



'·٠• [~~ Radyo ~ Mevlana ~~] •٠·'

İnstagram; _medinefm.net_

Twitter; @medine_fm

E-Posta; radyomevlana@hotmail.com
02-12-2013 08:49 AM
Tüm Mesajlarını Bul

Gönder  Cevapla 



Kur'ân âyetlerinin çoğu
Mesaj SecenekleriOnceki - Sonraki KonuAra / BulYer İmleri
Önceki Konu
Sonraki Konu
Digg thisPost! AddPost to del.icio.us Bookmark Post in Technorati Addblinklist AddMongolia AddNetscape Newsvine Ekle Stumble


    »»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»

    Türkçe Çeviri :
    MyBB Türkiye, Powered by MyBB, © 2002-2013 MyBB Group