M e R S i N   M e V L a N a   R a D Y o S u

~ Hakkımızda ~ Radyo Playeri ~ Radyomuza Destek Veren Firmalar ~ İletişim ~ Radyo Kodu ~

                            

Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Ey İsa! Bir kulumun kalbinde bir şey bulmazsam ben
Konudaki Cevap Sayısı
0
Sonraki
Sonraki Konu
Konuyu Açan Kişi
admin
Görüntülenme Sayısı
470
Önceki
Önceki Konu
Gönder  Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 1 Oy - 5 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Ey İsa! Bir kulumun kalbinde bir şey bulmazsam ben
admin 
Administrator

Üye Bilgileri

Üye no: 1
Kayıt : Jun 2012
Rütbe : Administrators
Mesaj Sayısı : 11,597

Rep Puanlaması

Rep Ver:

Mesajlaşma Bilgileri

Mesaj: #1
Ey İsa! Bir kulumun kalbinde bir şey bulmazsam ben
.Vehb b. Münebbih (ra) “Tevrat’ta on dört kelime var ki Benî İsrail’in iyileri bunları okudular ve halka talim ettiler. Bunlar şu kelimelerdir:

1. İlimden daha üstün hazine yoktur.
2. Cehaletten daha kötü arkadaş yoktur.
3. Takvadan daha aziz şeref yoktur.
4. Aruzları terk etmeden daha ulu kerem yoktur.
5. Tefekkürden daha üstün amel yoktur.
6. Kibirden daha kötü küçüklük yoktur.
7. Sabırdan yüce iyilik yoktur.
8. Hakikatten daha üstün mürşit ve rehber yoktur.
9. Aç gözlülükten daha kötü yoksulluk yoktur.
10. Sağlıktan üstün nimet yoktur.
11. Allah korkusundan üstün ibadet yoktur.
12. Kanaatten daha üstün züht yoktur.
13. Dilini tutmaktan daha çok seni koruyan yoktur.
14. Dünyaya uzak durmaktan daha üstün yakîn yoktur.”

21. Hasan-i Basrî (ra) “Tevrat-ı Şerifte şu beş kelime yazılıdır: “Zenginlik kanaatkâr olmaktadır. Selamet şerefli olmaktadır. Hürriyet ve azadelik arzulardan vazgeçmektedir. Hoş kazanç elde etmek uzun günlerdedir. Sabretmek ise az günlerdedir.”

22. Hak Teâla “Yâ Musa! Bütün hatalar şu dokuz şeyden kaynaklanır. Bunlar kibir, hırs, haset, çok sevilmek, çok yemek, çok uyumak, dünya malına tamah, övünmek istemek ve şükürsüzlüktür” buyurdu.

23. Yâ Musa! Şayet sana mal verilirse hesabını düşün. Dünya verilirse ölümü hatırla. Bela ve musibet verilirse duaya sarıl. Yemeğe oturursan açları düşün. Günah işlemeyi düşünürsen cehennemi hatırla. Hasta olursan sadaka ver ve ilaç yap. Zengin olursan cömert ol halkın da zengin olmasını iste.

24. Yâ Musa! Mademki hazinelerimi bildin, halktan aşırı ilgini kes. Mademki mülkümü gördün kapımdan ayrılma. Düşmanlarını ölmüş görmedikçe hilelerinden emin olma. Kendi ayıbından kurtulmadıkça halkın ayıbını görme ve onunla meşgul olma. Cennete girmedikçe de benden emin olma!

25. Bir gün şeytan Hz. Yahya’ya (as) şöyle dedi: “En çok sevdiğim kimse mü’min ve muttaki olduğu halde cimri olandır. Onun cimriliği bana yeter. Düşmanım da fasık olduğu halde cömert olandır. Hak teâla cömertliği sebebiyle ona tövbe nasip eder de derecesini yükseltir” dedi.

26. Namazın hareketleri “Adem” gibidir ve “Ahmed”e benzer. Bu nedenle insana âdem, ahir zaman peygamberine Ahmed adı verilmiştir.

27. Ka’bu’l-Ahbâr (ra) der ki: “Hak Teâla hazretleri Hz. İsa’ya (as) şöyle buyurdu: “Vekâvak şehrine git ve halkını islama davet et. Onlar benim verdiğim rızkımı yerler ama benden başkasına ibadet ederler. Onlara azap ederim ama onlarda beş haslet var; bu nedenle azabımı onlardan kaldırdım” dedi. Hz. İsa (as) “Bu hasletler nelerdir?” dedi. Yüce Allah buyurdu: “Birincisi, ihtiyarlara ve kadınlara hürmet ederler. İkincisi, kadınları erkeklerine sevgi gösterirler ve çocuklarını iyi terbiye ederler. Üçüncüsü, emanete ihanet etmezler. Dördüncüsü, yalan söylemezler. Beşincisi, bir günlük rızka kanaat ederler ve yarın için bir şey biriktirmezler” buyurdu.

28. Yüce Allah İsa’ya (as) “Ey İsa! Bir kulumun kalbinde bir şey bulmazsam ben onun gönlünü kendi sevgimle doldururum” buyurdu. Sonra “Yâ İsa! Ümmet-i Muhammed’in (asv) alimleri benim katımda Benî İsrail’in peygamberleri gibidir. Zira onlar az şeye razı olurlar; ben de onların az şeylerine razı olurum. Onlar “Lâ ilâhe İllallah Muhammed resulullah” dedikleri için onlar daha çok cennete giderler” buyurdu.

29. Yüce Allah “Hızkıyl” Aleyhisselama şöyle vahyetti: “Ne zaman kulum benden korkarsa tün halk da ondan korkar. Şayet benim verdiğim rızka kanaat ederseniz dünyayı sizin emrinize veririm. Şayet razı olmazsanız önceden takdir ettiğim rızıktan fazlasını vermem ama sizi ondan dolayı hor ve hakir kılarım. Ben sizi isterim ama siz benden kaçarsınız. Benim size olan hakkım sizi sevmektir. Sizin bana karşı olan hakkınız da sevgime karşılık beni sevmenizdir. Sizler cehennemi çok pahalıya alırsınız ama cenneti çok ucuza almak istemezsiniz” buyurdu.

30. Hak Teâla buyurdu: “Her kim sabah dünya için endişe ederek ve gussa çekerek kalkarsa bana isyan etmiş gibidir. Her kim dinde her gün bir adım ilerlemezse eksiklik içindedir ve zarardadır. Böyle birinin ölmesi yaşamasından iyidir. Her kim bildiği ile amel ederse ben ona bilmediklerini de öğretirim.”

31. YüceAllah “Ey Ademoğulları! Ben sizi namazla denedim, tembel ve gayretsiz gördüm. Oruçla sınadım, usanmış ve üzüntülü buldum. Hastalıkla denedim, şikayetçi olarak buldum. Hayırla denedim, sizi hayra engel olucu gördüm. Mescitlerle denedim, orada sizi esir gibi buldum. Pazarlarda denedim emirler gibi gördüm. Nefisle sınadım, sizi kavi gördüm. Akılla sınadım, çok zayıf gördüm. Bu nedenle ben sizi keremimle rahmet eyledim de kurtardım. Yoksa hiçbiriniz bu halinizle rahmetime layık değilsiniz” buyurdu.

32. Davud (as) oğlu Süleyman’a (as) “Oğlum! Sana üç öğüdüm var. Birincisi, elinden gelmeyene tevekkül et. İkincisi, elde ettiğine razı ol. Üçüncüsü, elinden kaçana da sabret” dedi.

33. Yüce Allah Davud’a (as) şöyle vahyetti: “Yâ Davud! Beni isteyen ve beni arayan birini görürsen ona hizmet et. Yâ Davud! Dünyaya dalmış ve dünya ile sarhoş olmuş alimler benim muhabbetimden çıkmışlar ve benim halis kullarımın yollarını benden kesmişlerdir. Onlar yol kesici ve bana gelenleri engelleyicidirler” dedi.

34. Yüce Allah Davud’a (as) şöyle dedi: “Yâ Davud! Beni sev, beni seveni sev ve beni halkıma sevdir.” Davud (as) “Ey Rabbim! Seni severim, seni seveni de severim. Seni halka nasıl sevdirebilirim ki?” dedi. Yüce Allah buyurdu: “Yâ Davud! Sen halkımın yanında benim yüce vasıflarımı ve isimlerimi anlat. Benim nimetlerimi ve ihsanlarımı onlara bildir ki, beni cömert, çok merhametli, affedici ve latîf olarak bilsinler” buyurdu.

35. İsrail oğulları arasında büyük bir âlim vardı. Seksen sandık kitap ve ilmî bilgileri ihtiva eden eser telif etmişti. Hak Teâla Hz. Davud’a vahyetti ve “O alim kuluma söyle ki bir o kadar daha kitap yazsa şu üç şeyi yapmadıkça o ilmin kendisine hiçbir faydası olmayacaktır. Birincisi, dünyayı ve içindekileri sevmesin. Bilsin ki dünya mü’minlerin evi değildir. İkincisi, şeytanla arkadaş olmasın. Bilsin ki şeytan mü’minlerin yoldaşı değildir. Üçüncüsü, mü’minleri incitmesin. Zira bu mü’minlerin işi değildir.”

36. Hz. Vehb b. Münebbih (ra) der ki: “Hak Teâla (cc) Süleyman’a (as) sordu: “Padişahlığı ve dünya saltanatını mı istersin, yoksa ilim mi istersin?” Süleyman (as) “Benim için ilim padişahlıktan daha yeğdir ve önemlidir, ben ilim isterim” dedi. Hak Teâla “Ey Süleyman! Alçakgönüllülük yaptın. Ben de alçakgönüllü olanları severim. Sen madem ilmi saltanata tercih ettin, ben de sana ilim yanında akıl ve saltanat da verdim. Ayrıca seni güzel ahlak ile de süsledim. Senden kibri ve kendini beğenmeyi giderdim. Bütün dünyayı sana verdim. Rüzgârı da emrine amade kıldım. Yeryüzünü gez dolaş ve benim rahmet eserlerimi görerek bana inanmayanlara da göster” ferman etti.

37. Lokman (as) Hz. Davud’un (as) veziri idi. Aynı şekilde Zülkarneyn (as) da Hz. İbrahim’in (as) veziri ve yardımcısı idi. Çünkü Hz. Davud’a (as) ve İbrahim’e (as) kitap verilmiş ve Risaletle görevlendirilmişlerdi. Risalet nübüvvetten daha üstün olduğu için Hz. Zülkarneyn ve Hz. Lokman resullere ittiba etmişlerdir. Lokman’a (as) “Sen falanın kölesi idin. Nasıl oldu da nübüvvete layık oldun?” denildi. O da “Doğru sözle ve emaneti sahibine vermekle” dedi.

38. Mücâhid (ra) der ki: “Yüce Allah Lokman’a hikmeti verdik” (Lokman, 31:12) buyurur. Hikmet ise tam bir olgunluktur. Olgunluk iseAllah’ı bilmek ve tanımaktır.Allah’ı bilen ve tanıyan ise doğruluktan ve istikametten ayrılmaz” demiştir. Bir başkası da “Hikmet, eşyanın hakikatini bilmek, vasıflarını tanımaktır. Eşyanın hakikati ise her birininAlah’ın bir ismine dayanmasıdır” demişlerdir. Bir kısım ulema ise “İlim, Allah korkusu, dindarlık ve fikirde isabettir. Geçmişten geleceği tahmin ederek isabetle hükmetmektir” demişlerdir. Yüce Allah “Kime hikmet verilmişse ona her nevi hayır verilmiştir. Bunu da ancak akıl sahibi düşünebilir” (Bakara, 2:269) buyurur.

39. Lokman (as) der ki: “Kim yalan söylerse yüzünün nuru gider. Edeb, neseb ve soydan üstündür. Amel de maldan üstündür. İlim de dünya ve içindekilerden üstündür. Saadetin nişanı dörttür: Doğruluk, edeb, hilim ve emanet.”

40. Yeryüzüne dört hükümdar hâkim olmuştur. Bunlardan ikisi mü’min ikisi kâfirdir. Mü’minler ilimle, kafirler de zulümle hâkim olmuşlardır. Mü’minler Süleyman (as) ve Zülkarneyen’dir (as) kafirler ise Nemrud ve Buhtunnasr’dır. Beşinci olarak Hz. Muhammed’in (asv) hakimiyetini sağlayacak olan ve son zamanda gelecek olan mehdi’dir ki o da “Tevhid İlmi” ile tüm akıllar, kalpler ve gönüller üzerinden tüm dünyaya hükmedecektir. Sonuçta dünyaya hükmedenler ilim ve kalem erbabı olacaktır



'·٠• [~~ Radyo ~ Mevlana ~~] •٠·'

Sosyal Medya Hesabı Kullanmıyoruz İletişim " radyomevlana@hotmail.com " 0546 497 38 69
(Bu Mesaj 05-17-2013 07:41 PM değiştirilmiştir. Değiştiren : admin.)
05-17-2013 07:41 PM
Tüm Mesajlarını Bul

Gönder  Cevapla 



Ey İsa! Bir kulumun kalbinde bir şey bulmazsam ben
Mesaj SecenekleriOnceki - Sonraki KonuAra / BulYer İmleri
Önceki Konu
Sonraki Konu
Digg thisPost! AddPost to del.icio.us Bookmark Post in Technorati Addblinklist AddMongolia AddNetscape Newsvine Ekle Stumble


    »»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»

    Türkçe Çeviri :
    MyBB Türkiye, Powered by MyBB, © 2002-2013 MyBB Group