M e R S i N   M e V L a N a   R a D Y o S u

~ Hakkımızda ~ Radyo Playeri ~ Radyomuza Destek Veren Firmalar ~ İletişim ~ Radyo Kodu ~

                                                                         

 
Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Bazıları âyetleri ve hadisleri kendilerinin ve
Konudaki Cevap Sayısı
0
Sonraki
Sonraki Konu
Konuyu Açan Kişi
admin
Görüntülenme Sayısı
569
Önceki
Önceki Konu
Gönder  Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 1 Oy - 5 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Bazıları âyetleri ve hadisleri kendilerinin ve
admin 
Administrator

Üye Bilgileri

Üye no: 1
Kayıt : Jun 2012
Rütbe : Administrators
Mesaj Sayısı : 11,649

Rep Puanlaması

Rep Ver:

Mesajlaşma Bilgileri

Mesaj: #1
Bazıları âyetleri ve hadisleri kendilerinin ve
Bazıları âyetleri ve hadisleri kendilerinin ve benzerlerinin yanlış anlamalarıyla aldanır ve onlara güvenir, dayanırlar.
Örneğin bazıları:
"Rabbın sana verecek ve sen razı olacaksın" (Duhâ, 5) âyetine aldanırlar. Kişi cehennemde olmaya razı olmayacağına göre Allah da (c.c.) onu cehenneme koymayacaktır.


Bu, cehaletin en çirkinlerinden ve Allah'a karşı uydurulan en büyük yalanlardandır. Çünkü Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) Allah'ın razı olduğu şeye razı olur. Allah da (c.c.) zalimlere, fasıklara, hainlere ve büyük günahlarda ısrar edenlere azap etmekten razıdır. Hâşâ...
Yüce Rabbının razı olduğu şeye Peygamberinin (Sallallahu aleyhi ve sellem) razı olmaması imkansızdır.


Bazısı "Şüphesiz Allah tüm günahları affeder" (Zümer, 53) ayetine aldanır. Bu da cehaletin en çirkinlerindendir. Çünkü bu âyetin kapsamında şirk de yer almaktadır. Şirk ise günahların başı ve temelidir.


O halde bu âyetin tevbe edenler hakkında olduğunda hiçbir ihtilaf yoktur. Dolayısıyla Allah (c.c.) ancak, her türlü günahtan tevbe eden tevbekârın günahını affeder. Şayet âyet tevbe etmeyenler hakkında olsaydı, azab tehdidi içeren tüm âyet ve hadisler ile bazı muvahhidlerin şefaatle cehennemden çıkacaklarını ifade eden hadisler geçersiz olurdu. Bunu söyleyen, bilgisinin ve anlayışının kıtlığından söylemektedir. Çünkü Yüce Allah'ın buradaki ifadesi genel ve mutlaktır. Böylece burada, tevbekârları kastettiği anlaşılmaktadır. Çünkü Nisa sûresi 48. ayette bu meseleyi genel ve mutlak bir lafızla değil, özel ve kayıtlı bir ifadeyle zikretmiş, böylece bu âyete açıklama getirmiştir:


"Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Onun dışındaki günahları ise 'dilediği kimse için' bağışlar!"
Yüce Allah şirki affetmeyeceğini ve onun dışındakileri bağışlayacağını haber vermiştir. Şayet bu, tevbekârın dışındaki kimse hakkında olsaydı şirk ile başka günahlar arasında böyle ayırım yapılmazdı.
Bazı cahiller de:
"Ey insan! seni kerem sahibi Rabbine karşı aldatan şey nedir?" (İnfitâr, 6) âyetiyle aldanırlar.
"Allah affedicidir kerem sahibidir" derler.
Bunlardan bazıları:


"Allah bu âyette gafillere delil sunmaktadır" derler. Bu bir cehalettir! Halbuki onu aldatan; gururu, şeytanı, nefs-i emmâresi (=kötülüğü emredici nefsi), cehaleti ve hevâ hevesidir. Yüce Allah burada "Kerim" lafzını kullanmıştır.
"Kerim" efendi, büyük, kendisine itaat edilen ve hukukunun zayi edilmemesi gereken demektir.


Bu gafil yanlış yerde oturmuş, kendisiyle muamelede en aldanılmaması gereken varlığa karşı hatalı davranmış kısaca, kendisini aldatmıştır.
Bazısı yüce Allah'ın cehennem hakkındaki:
"Onda ancak, bedbaht kimse pişer; o ki yalanladı ve döndü" (Leyl, 15, 16) ve
"O cehennem kâfirler için hazırlanmıştır." (Bakara, 24) gibi ayetlere bakarak kendini kandırmıştır.


"Ben sizi alev saçan bir ateşe karşı uyardım" (Leyl, 14) ayetinde bahsedilenin cehennemin tabakalarından biri olduğunu bilmiyor. Cehennemin tümü kastedilmiş olsa bile âyette, girmek anlamındaki "duhûl" değil, ateşte kızarma anlamındaki "siy" kelimesi kullanılmıştır.


Kişinin pişirilmeyeceğinin söylenmesi cehenneme girmeyeceği anlamına gelmez. Çünkü "siy" "duhûl" dan daha özeldir. Özelin olmayacağının söylenmesi genelin de olmayacağı anlamına gelmez. Sonra bu kimse bir sonraki âyeti ("Ondan uzak tutulur en çok sakınıp Allah'ın azabından korunan!" (Leyl, 17) ) düşünseydi kendisinin hemen cehennemden kurtulanlar diye anlatılan kimselerden olmadığını bilirdi.


Yüce Allah'ın cehennem için "O kâfirler için hazırlanmıştır" âyetine gelince:
Allah (c.c.) cennet için de "Müttakîler için hazırlanmıştır" buyurmuştur. (Âl-i İmran, 133) Cehennemin kâfirler için hazırlanmış olması oraya fasıkların ve zalimlerin girmesine; cennetin müttakîler için hazırlanmış olması oraya -hiçbir hayır yapmamış da olsa- kalbinde buğday tanesi ağırlığında imanı bulunan kimsenin girmesine engel değildir.


Bazıları Aşure günü orucuyla veya Arefe günü orucuyla aldanırlar. Hatta bazıları "Aşure orucu bir yıl işlenen tüm günahları yok eder. Arefe günü orucu da kişiye fazladan sevap olarak kalır." demişlerdir. Ancak bu kimse Ramazan orucunun ve beş vakit namazın Arefe günü ve Aşure günü oruçlarından daha büyük ve faziletli olduğu halde, -büyük günahlardan sakınıldığı takdirde- ancak aralarında yapılan günahları yok ettiğini bilmiyor mu?
Bir gün tuttuğu nafile oruç nasıl olur da sürekli işlenen ve tevbe edip bırakılmayan büyük günahlara kefaret olur?


Bu imkansızdır. Kaldı ki, Arefe ve Aşure oruçları bir yıl boyunca yapılan tüm günahları yok ediyor olabilir, ama bu, belli şartları bulunan ve gerçekleşmesine engel olabilecek belli engelleri bulunan vaadlerden olabilir. Onun büyük günahlarda ısrarı da günahını yok etmesine engel teşkil eden sebeplerden biri olabilir.


Belki de büyük günahlarda ısrar etmiş olmasaydı, tuttuğu oruçla beraber "günahta ısrar etmeyişi" günahları silmede yardımlaşır, birbirlerine destek olurlardı; Ramazan orucunun ve beş vakit namazın "büyük günahlardan sakınmak" vasfiyla birlikte küçük günahları silmede birbirlerine destek ve yardımcı olmaları gibi. Ki, zaten yüce Allah:


"Eğer siz nehyolunduğunuz büyük günahlardan sakınırsanız küçük günahlarınızı sileriz" (Nisa, 31) buyurmuştur. Böylece şu bilinmiş oldu:
Bir şeyin, günahların kefaretine sebep kılınması, kefarette onun ve başka bir sebebin birbiriyle yardımlaşmasına yani iki sebebin bir araya gelmesinin günahları silmede birinin tek başına bulunmasından daha güçlü ve etkili olmasına engel değildir. Kefaret vesileleri ne kadar güçlü olursa kefaret o kadar güçlü, tam ve kapsamlı olur.


12-28-2012 10:27 PM
Tüm Mesajlarını Bul

Gönder  Cevapla 



Benzeyen Konular
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
  Biat Ayetleri admin 0 780 08-30-2012 06:42 PM
Son Mesaj: admin
  Allahtan Sakının Ayetleri admin 0 662 08-08-2012 02:12 PM
Son Mesaj: admin

Bazıları âyetleri ve hadisleri kendilerinin ve
Mesaj SecenekleriOnceki - Sonraki KonuAra / BulYer İmleri
Önceki Konu
Sonraki Konu
Digg thisPost! AddPost to del.icio.us Bookmark Post in Technorati Addblinklist AddMongolia AddNetscape Newsvine Ekle Stumble


    »»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»

    Türkçe Çeviri :
    MyBB Türkiye, Powered by MyBB, © 2002-2013 MyBB Group