M e R S i N   M e V L a N a   R a D Y o S u

~ Hakkımızda ~ Radyo Playeri ~ Radyomuza Destek Veren Firmalar ~ İletişim ~ Radyo Kodu ~

                                                                         

 
Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Allah Kuran'da, "Allah katında onlar derece derecedir. Allah yaptıklarını görendir.
Konudaki Cevap Sayısı
0
Sonraki
Sonraki Konu
Konuyu Açan Kişi
admin
Görüntülenme Sayısı
906
Önceki
Önceki Konu
Gönder  Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 1 Oy - 5 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Allah Kuran'da, "Allah katında onlar derece derecedir. Allah yaptıklarını görendir.
admin 
Administrator

Üye Bilgileri

Üye no: 1
Kayıt : Jun 2012
Rütbe : Administrators
Mesaj Sayısı : 11,649

Rep Puanlaması

Rep Ver:

Mesajlaşma Bilgileri

Mesaj: #1
Allah Kuran'da, "Allah katında onlar derece derecedir. Allah yaptıklarını görendir.
Allah Kuran'da, "Allah katında onlar derece derecedir. Allah yaptıklarını görendir." (Al-i İmran Suresi, 163) ayetiyle önemli bir gerçeğe dikkat çekmiştir. Kimi insanlar imanı hiç kabul etmemektedirler. İman edenler ise kalplerindeki Allah korkuları ve imanları bakımından kendi aralarında derece derecedirler. Allah bir ayetinde "Bedeviler, dedi ki: "İman ettik." De ki: "Siz iman etmediniz; ancak İslam (Müslüman veya teslim) olduk deyin. İman henüz kalplerinize girmiş değildir..." (Hucurat Suresi, 14) hükmüyle imanın henüz kalplerine yerleşmediği kimselerden bahsetmektedir. Allah bir başka ayette ise, "Sonra Kitabı kullarımızdan seçtiklerimize miras kıldık. Artık onlardan kimi kendi nefsine zulmeder, kimi orta bir yoldadır, kimi de Allah'ın izniyle hayırlarda yarışır öne geçer. İşte bu, büyük fazlın kendisidir." (Fatır Suresi, 32) hükmüyle inananlar arasında geride kalan, orta yolu tutan ya da öne geçen kimseler olabileceğine dikkat çekmektedir.


Kuran'da bildirilen bu insanlar arasında bir başka grup daha vardır ki, bu kimseler de 'imanlarını zulümle karıştıranlar'dır. 'İmanı zulümle karıştırma'nın anlamı, insanın Allah'ın yüceliğini, hak dinin üstünlüğünü kavradığı, dünya ve ahiret kurtuluşu için Kuran'a uymaktan başka bir yol olmadığını anladığı halde, yine de cahiliye ahlakından tam olarak kopamamış olmasıdır. Bu insanlar imanı yaşamakla birlikte, nefisleriyle çatışan bir durum olduğunda ya da zorlukla karşılaştıkları anlarda, Kuran ahlakına uygun bir tavır sergilemektense, dini yaşamayan insanların tavırlarını gösterebilmektedirler.

Böyle insanlardan söz ederken, akla sadece dinin hükümlerini açık açık reddeden, dine muhalif tavırlar gösteren insanlar gelmemelidir. Burada ele aldığımız kimseler, Kuran hükümlerinin pek çoğunu uygulayıp hayatlarının büyük bölümünde mümin tavrı gösterebilirler. Ancak bazı konular da vardır ki, bunların Kuran'a göre yanlış olduğunu anlamak istemeyebilir ya da bunu gereği gibi kavrayamamış olabilirler. Bazı insanlar Müslüman olarak yaşadıkları halde, bazı inanç ve davranışların Kuran'a muhalif olmadığını, helal ve haram olarak bildirilen konuları aşmadığını düşünebilirler. Örneğin birçok insan duygusallığın Kuran ahlakına uygun bir davranış olmadığını anlamaz ya da bunu anlamazlıktan gelir. Oysa duygusallık Kuran'a muhalif bir karakterdir ve Kuran'ın birçok ayetinde bu açıkça görülmektedir. Sözgelimi bir yakının ölümü üzerine, Müslüman bir kişi onun yok olmadığını, sonsuz hayatı için yeni bir başlangıç yaptığını düşünür ve eğer bu yakını mümin ise onun için cenneti umarak sevinç duyar. Ayrıca ölüm Allah'ın bir takdiridir ve Allah her olay gibi ölümü de hayırla yaratır. Dolayısıyla mümin, bir yakını dahi olsa, onun ölümünde hayırlar olduğunu bilir, Allah'tan razı olduğunu gösteren bir tavır içerisinde olur. Ama birçok insan bu gerçeği bilmesine rağmen, bir yakınının ölümü ile cahiliye tavrı gösterebilmekte, duygusal davranarak aşırı tepkiler verebilmektedir.

Bu gibi tavır bozukluklarının Kuran ahlakı ile çatışan özellikler olduğunu düşünmeyen kimseler, bu davranışlarını sürdürmekte bir sakınca görmezler. Hayatlarının bazı anlarında, bunlara benzer cahiliye özellikleri taşıyarak, cahiliye insanlarının hayatına benzer bir hayat yaşarlar. Bunun göstergesi ise, bu kimselerin, müminlerin yaşamadığı ama cahiliye insanlarında görülen sıkıntıları yaşamaları, müminlerin aksine sık sık mutsuz olabilmeleridir.
Bu nedenle 'iman ediyorum' diyen her insanın, Allah'ın Kuran ile müminlere vaat ettiği 'dünyada ve ahirette güzel bir hayat yaşanması' özelliğinin kendisinde tecelli edip etmediğini, bu bilgiler doğrultusunda gözden geçirmesi gerekmektedir. Eğer hala hayatının belirli anlarında az da olsa mutsuzluklar, sıkıntılar, azaplar yer alıyorsa, bu hatırlatmaları üzerine almalıdır.

Bütün yaşamı boyunca azap ve sıkıntı çeken bir insan için çözüm ise, "... Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez..." (Bakara Suresi, 185) ayetiyle belirtildiği gibi çok kolaydır: İnsanın gizli ya da açık cahiliye ahlakından kalan her ne özelliği varsa bunları terk etmesi ve bunun yerine Kuran'a uygun davranması ana çözümdür. Allah'a iman eden ve Kuran'a uyan her mümin, Kuran'a daha samimi yaklaşmalı ve ayetlerde anlatılan mümin ahlakına ters düşecek her türlü tavır ya da düşünceden kurtulmalıdır; Kuran ile bildirilen gerçekleri sadece teorik olarak bilmeyi yeterli görmemeli, bunları pratik hayatta da her an hissetmeli ve yaşamalıdır; Allah'ın her yeri sarıp kuşattığını, insanın içinden geçen gizli saklı tüm niyetlerini bildiğini, gizli samimiyetsizlikleri de gördüğünü unutmamalıdır.

Müslüman bir insan ibadetlerini yeterli görüp, içinde yaşadığı samimiyetsizliği önemsiz görmemeli, Allah'ın samimiyetsizliğe karşı her an amansız bir azap vermeye kadir olduğunu, er ya da geç yaptıklarından hesaba çekilip ona göre bir karşılık alacağını düşünmelidir. Dünya hayatındaki her olayı Allah yaratır, tüm varlıklar Allah'a boyun eğmiştir ve O'nun emriyle hareket eder. Müslümanlar bu gerçekleri unutmadan, her olayda hayır ve hikmetler olduğunu düşünerek, kadere teslim olarak yaşamalıdırlar.

Bir insan bu gerçeklerin şuuruna vararak yaşadığında, kendisi için güzel ve farklı bir hayatın başladığını görecektir. O güne kadar zevk aldığını sandığı nimetlerin tadına aslında hiç varmamış olduğunu, insanların mutluluk sandıkları şeylerin, gerçek mutluluğun yanında ne kadar sıradan zevkler olduğunu anlayacaktır. Yediği yemekten, seyrettiği bir manzaradan soluduğu havaya kadar herşeyin sandığından çok daha büyük sevinçler verebildiğini anlayacaktır. Sevmekten, sevilmekten, güzel ahlak göstermekten, insanlardaki güzellikleri, incelikleri görmekten, gülmekten, eğlenmekten, dostluktan, sohbetten çok daha farklı tadlar alacaktır. Hayatı, dünya şartlarında bir nevi cennet hayatını andırır hale gelecektir.

Ancak bu noktada anlaşılması gereken önemli bir konu daha vardır; 'güzel bir hayat yaşamak' derken kastedilen, insanın hiç zorluk görmemesi anlamında değildir. Çünkü dünya bir imtihan ortamıdır ve insan, hayatının sonuna kadar çeşitli olaylarla denenecektir. İnsan, Allah'ın Kuran ayetlerinde bildirdiği şekilde kimi zaman açlıkla, kimi zaman korkuyla, kimi zaman da malından, canından, sevdiklerinden eksiltmelerle denenecek, gerektiğinde zorluk ve sıkıntıyı da tadacaktır. Ama bunların hiçbirisi, müminin burada anlatılmak istenen iç huzurundan, kalbi mutluluğundan hiçbir şey götürüp eksiltmez. Çünkü mümin olaylardaki hayırları hikmetleri görebilen, göremediğinde dahi bu gerçeğe iman edip, tevekkül eden ve bunun güzelliğini yaşayan insandır. Olayların hayrını düşünmek ve sonsuz akıl sahibi olan Allah'ın takdirine teslim olmak insanlara daimi ve gerçek mutluluğu kazandırır. Bu mutluluk, Allah'ın sadece gerçek imana sahip, samimi müminlere verdiği bir nimettir.

Allah müjdenin dünyada ve ahirette inananlar için olduğunu belirterek bu konuyu insanlara şöyle açıklamıştır:

Haberiniz olsun; Allah'ın velileri, onlar için korku yoktur, mahzun da olmayacaklardır. Onlar iman edenler ve (Allah'tan) sakınanlardır. Müjde, dünya hayatında ve ahirette onlarındır. Allah'ın sözleri için değişiklik yoktur. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur. (Yunus Suresi, 62-64)

Allah bir başka ayette ise, "İman edenler ve imanlarını zulümle karıştırmayanlar, işte güvenlik onlar içindir ve onlar hidayete ermişlerdir." (En'am Suresi, 82) hükmüyle güvenliğin de yine ancak imanlarını zulümle karıştırmayan, samimi bir kalple iman eden kimseler için olduğunu belirtmiştir.



'·٠• [~~ Radyo ~ Mevlana ~~] •٠·'

İnstagram; _medinefm.net_

Twitter; @medine_fm

E-Posta; radyomevlana@hotmail.com
03-06-2013 09:49 AM
Tüm Mesajlarını Bul

Gönder  Cevapla 



Benzeyen Konular
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
  Ölümden bahsedildiğinde Allah Korusun Allah gecinden versin admin 0 968 07-05-2013 09:05 PM
Son Mesaj: admin
  Birbirlerini Allah için sevip buluşmaları da admin 0 950 07-05-2013 08:34 PM
Son Mesaj: admin
  Allah'ın Sevdiği ve Sevmediği İki Huy admin 0 1,847 07-05-2013 08:06 PM
Son Mesaj: admin
  Allah Kendisinden korkup sakınmayan insanlara dünyada gerek admin 0 798 07-05-2013 07:45 PM
Son Mesaj: admin
  dualarında Allah'tan sağlık zenginlik ilim admin 0 1,203 06-21-2013 08:06 PM
Son Mesaj: admin
  Kuran okuduğun zaman seninle ahirete inanmayanlar admin 0 949 05-31-2013 10:42 AM
Son Mesaj: admin
  Allah müminlerin bu samimi katıksız olarak admin 0 861 05-25-2013 04:47 PM
Son Mesaj: admin
  Kuşkusuz bu Allah'ın rahmetinin genişliğini admin 0 842 05-25-2013 04:45 PM
Son Mesaj: admin
  Allah hangi kulların tevbesini kabul edeceğini ise admin 0 1,110 05-25-2013 04:34 PM
Son Mesaj: admin
  Allah, Kuran'da dünya hayatının süsü olarak admin 0 955 05-21-2013 07:05 AM
Son Mesaj: admin

Allah Kuran'da, "Allah katında onlar derece derecedir. Allah yaptıklarını görendir.
Mesaj SecenekleriOnceki - Sonraki KonuAra / BulYer İmleri
Önceki Konu
Sonraki Konu
Digg thisPost! AddPost to del.icio.us Bookmark Post in Technorati Addblinklist AddMongolia AddNetscape Newsvine Ekle Stumble


    »»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»»

    Türkçe Çeviri :
    MyBB Türkiye, Powered by MyBB, © 2002-2013 MyBB Group